Cinnah Cad. No:54 Çankaya Ankara Türkiye
+90 312 442 5656   +90 530 151 5330

DOĞURGANLIK ŞANSINI ARTIRAN 7 FAKTÖR

 
Anatolia Tüp Bebek ve Kadın Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Hakan Yaralı, doğurganlık şansının, diyet tarzı, sigara, alkol ve kafein tüketiminden etkilendiğini belirterek atılacak adımlarla bu şansın yükseltilebileceğine dikkat çekiyor.


Kısırlık düzenli cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik olmaması olarak tanımlanan bir sağlık sorunudur. Kadının yaşının 35'in üzerinde olduğu durumlarda ise bu süre 6 ay olarak kabul ediliyor. Kadının yaşam öyküsünde ve fiziki muayenesinde kısırlık ile ilişkisi olabilecek herhangi bir bulgu varsa araştırmalar daha erken başlatılıyor. Kısırlıkta kadından, erkekten kaynaklanan sorunlar ve nedeni bilinmeyen faktörler rol oynayabiliyor.

Prof. Dr. Hakan Yaralı, “Aydan aya gebe kalma oranı aynı olarak kabul edilse de, genellikle, korunmasız cinsel ilişkide bulunulan çiftlerin ilk aylarda gebe kalma oranları en yüksektir. İlk 3 ay içerisinde gebelik olmazsa aylık gebelik oranları düşmeye başlar. Göreceli olarak geç 30'lu yaşlardan sonra aylık gebe kalma oranı, erken 20'li yaşlara göre yarı yarıya azalmaktadır” diyerek kısırlık sorununun araştırılması ile ilgili yöntemleri sıraladı.


SEMEN ANALİZİ YAPILMASI
İlk yapılması gereken test semen analizidir ve 2 ay aralıklarla en az iki defa tekrarlanmalıdır. Çünkü erkeklerde sperm sayı ve hareketliliği dalgalanma göstermektedir. Sonuçların sağlıklı değerlendirilebilmesi için, 6-8 hafta ara ile en az iki kez, 2-6 günlük cinsel perhiz sonrasında değerlendirme yapılmalıdır. Değerin mililitrede 15 milyon ve üzerinde olması ve hareketliliğinin üzerinde olması normal kabul edilmektedir Semen analizi normal ise erkekte sorun yoktur. Semen analizi normal olan bir erkeğin muayenesine gerek yoktur.

YUMURTLAMA ANALİZİNİN YAPILMASI
Semen analizi ile eş zamanlı olarak kadının yumurtlayıp yumurtlamadığına bakılmalıdır. Genellikle düzenli adet gören bayanlarda hemen daima düzenli yumurtlama olduğu kabul edilir. Eğer adet araları 35 günden daha fazla açılıyor ise âdetin ilk gününe göre 21-24, 28-30 ve 35-38 günleri arasında kanda progesteron ölçümü yapılarak yumurtlama olup olmadığı dokümante edilmelidir. Bu amaçla âdetin 21-24. günleri arasında basit bir hormon tahlili (kanda progesteron) yapılır. Düzenli adet gören kadınların yüzde 95’i düzenli olarak yumurtlarlar.

YUMURTALIK REZERVİNİN BELİRLENMESİ
Kadında en önemli testlerinden biri yumurtalık kapasitesinin (yumurtalık rezervi) saptanmasıdır. Bunun için vajinal yolla bir ultrason yapılarak yumurtalıklar içindeki antral folliküller (içinde yumurta barındıran minik keseler) sayılır. İki yumurtalıkta toplam 6 taneden az antral follikül varsa yumurtalık kapasitesi azalmış demektir. Kadınlar da yumurtalık kapasitesi 38 yaşından itibaren azalmaya başlar ve 44 yaşından sonra kadının çocuk sahibi olabilmesi çok zorlaşır. Ayrıca yine adetle ilgili özel bir zamanlama yapılmaksızın kanda Anti müllerien hormon (AMH) düzeyine bakılması da rezervi belirlemek açısından oldukça kıymetlidir ve düzeyin 1 ng/ml’nin altında olması durumunda rezerv düşüklüğünden bahsedilir. Ancak unutulmamalıdır ki yumurtalık rezervi genç hastalarda da azalabilmektedir.


TÜPLERİN AÇIK OLUP OLMADIĞININ SAPTANMASI
Semen analizi, yumurtlaması ve yumurtalık kapasitesi normal olan çiftlerde kadının tüplerinin açık olup olmadığı araştırılır. Bunun için rahim tüp filmi (HSG-histerosalpingografi) çekilmesi gerekir. HSG basit ve çoğu zaman ağrısız bir işlem olmasına rağmen teknik olarak ilacın hızlı ve basınçlı verilmesine bağlı rahimde kramplar yapabilir. İşlem adet bitiminden hemen sonra yapılmalıdır. Bu şekilde rahim içi daha iyi görülür ve yumurtlama döneminden sonra olabilecek çok erken bir gebelik olasılığı ortadan kaldırılır. Ancak bayanın daha önce geçirilmiş karın içi ameliyat öyküsü yoksa gebelik ve buna bağlı küretaj öyküsü yok ise HSG çekilmesine gerek duyulmayabilir”

GEBELİK ŞANSINI ARTIRAN UYGULAMALAR
Kısırlık sorununun yapılacak bu testlerin ışığında ortaya çıkan faktörlere göre tedavi edildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yaralı; cinsel ilişki sıklığı, gebe kalınacak zaman aralığı, diyet, yaşam tarzı, alkol, sigara ve kafein tüketimi gibi faktörleri kontrol ederek doğurganlık şansının artırılmasının mümkün olabileceğini söylüyor.

1- CİNSEL İLŞKİ SIKLIĞINI İKİ GÜNDE BİRE ÇIKIYOR
Cinsel perhiz süresinin 5 günü geçtiği durumlarda sperm sayısı ve morfolojisi (şekli) olumsuz yönde etkileniyor. Her gün cinsel ilişki bir miktar daha şansı arttırıyor gibi görülse de çiftler üzerine ek bir stres kaynağı olacağından, çiftlere 1-2 gün aralıklı ilişkide bulunmalarını tavsiye ediyoruz.


2- GEBE KALACAĞINIZ ZAMAN ARALIĞINI DİKKATE ALIN
Bir kadının gebe kalabileceği süre âdetin ilk gününe göre 6. gün başlar ve yumurtlamanın olduğu gün sonlanır. Bu nedenle gebeliği yakalayabilmek için, düzenli adet gören kadınlarda hemen adet bitiminden itibaren yumurtlama gününe kadar 1-2 günde bir ilişki olması tavsiye ediyoruz. Örnek vermek gerekirse 28 günde bir adet gören bir kadında bu aralık adet bitimi ile 14. gün arasıdır. Bu nedenle çeşitli yöntemler kullanarak (idrar, kan ve ultrasonografi ile yumurtlama gününün tespiti) yumurtlama anını tespit etmeye gerek yoktur.

CİNSEL İLİŞKİDE KAYGANLAŞTIRICI KULLANMAYIN
Her çiftin kendisine has cinsel ilişki alışkanlığı vardır. Bu alışkanlıklarda herhangi bir değişiklik yapılmasının gebe kalınabilirliğe katkısı bulunmuyor. Örneğin ilişki sonrası bir süre sırtüstü yatmak gibi. Ancak cinsel ilişki sırasında kullanılan bazı kimyasalların örneğin kayganlaştırıcıların spermler üzerine zararlı etkisi olabiliyor. Bu nedenle bu türev kimyasalların kullanılması hiçbir şekilde önerilmemektedir.

AŞIRI AZ YA DA FAZLA KİLOYA TIBBİ DESTEK
Gebelik oranları çok zayıf (vücut kitle indeksi (VKİ) zayıf – 19 ve altı) olan kadınlarda azalabiliyor. Bu nedenle kadının kilosunun normalize edilmesi kendiliğinden gebe kalınabilirlik üzerine olumlu etkide bulunabiliyor. Fazla kilolu olmak da aynı şekilde gebe kalma sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu tip durumlarda gebe kalmak isteyen kadınlara tıbbi destek almalarını öneriyoruz. Sebze-meyveden bol, yağ oranı düşük ve vitaminden zengin besinlerle beslenmek de bu konuda çok az da olsa katkı sağlayabiliyor Günde 400 mikrogram folik asit desteği nöral tüp defekti adı verilen bebekte santral sinir sistemi problemleri gelişme riskini de azaltıyor.

SİGARA ALIŞKANLIĞINIZI BIRAKIN
Sigara genel sağlığı olumsuz etkilerken gebe kalma potansiyelini belirgin olarak azaltıyor. Ayrıca menopoza girme yaşını da 1-4 yıl öne çekiyor. Bunun dışında kendiliğinden ya da IVF ile oluşan gebeliklerde düşük riskini de arttırıyor. Erkeklerde de sperm sayı ve hareketliliğinde azalmaya neden oluyor.

ALKOLÜ SINIRLAYIN
Kadınlarda alkolün gebe kalınabilirliğe etkisi tam olarak bilinmiyor. Ancak ağır alkol alımından yani günde 2 bardaktan fazla alkol tüketiminden kaçınılmasını öneriyoruz.

KAHVE TÜKETİMİNİZİ AZALTIN
Günde 5 fincandan fazla kahve içimi gebe kalma şansını azaltıyor. Günde 200-300 mg kahve alımında dahi düşük riski artıyor. Kafein doğumsal anomali riskini arttırmıyor ancak erken doğum ya da düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olabiliyor.