Cinnah Cad. No:54 Çankaya Ankara Türkiye
+90 312 442 5656   +90 530 151 5330

SORULARLA TÜP BEBEK

Kadınların doğurganlığını etkileyen faktörler nelerdir?
 
En önemli faktör yaştır. Kadın yaşı arttıkça, kromozomal olarak hatalı yumurta üretme riskinin artmasına bağlı olarak gebe kalabilme şansı azalır ve oluşan gebeliğin düşükle kaybedilme riski artar. 45 yaşından sonra pratik olarak gebelik şansı ihmal edilebilecek kadar azdır.
 
Daha önce geçirilmiş, tüpleri ve yumurtalıkları etkileyen enfeksiyon varlığında ya da geçirilmiş cerrahilere bağlı olarak tüp-yumurtalık anatomik ilişkisini bozan yapışıklık durumlarında da doğurganlık olumsuz olarak etkilenebilmektedir. 
 
Bir diğer gebe kalamama nedeni de yumurtlama bozukluklarıdır. Bu olguların çoğu zaman adet düzenleri de aşikar olarak bozuktur.
 
Miyom varlığı gebe kalmakta sıkıntıya yol açabilir mi?
 
Myomlar rahim iç tabakasından (myometriyum) kaynaklanan hemen daima iyi huylu tümörlerdir. Rahimin dışına doğru büyüyen (serozal) ya da kas takası içinde (intramural) yerleşim gösteren myomlar çoğu zaman gebe kalmak ve gebeliğin sağlıkla devamı açısından tehlike oluşturmazlar. Ancak myom rahim iç tabakasına yani bebeğin gelişeceği yere baskı yapıyorsa (submukozal), gebelik şansını olumsuz etkileyebilir ve gebeliğin  düşükle kaybedilme riskini arttırabilirler.
 
Düzenli bir cinsel beraberliğe rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler, ne zaman tedaviye yönelmeliler?
 
Öyküde gebelik oluşumunu olumsuz etkiyebilecek adet düzensizliği, geçirilmiş karın ameliyatı, genital enfeksiyon öyküsü veya erkeğe ait bir olumsuzluk  yok ise, kadın yaşı 35’in altında olan olgularda  1 yıl, 35’nin üzerinde olanlarda ise 6 aylık gebe kalamama dönemi  sonrasında değerlendirme yapılmalı ve gerekirse tedaviye başlanmalıdır.
 
Tüp bebek kaç yaşına kadar uygulanabilir? 
 
Tüp bebek tedavisi, uygun olan olgularda  45 yaşına kadar uygulanabilir. Ancak 40 yaşından sonra, hem üretilen yumurtanın kromozomal olarak hataya yatkınlığının artması, hem de yumurtalık rezervinin azalması nedeniyle hem kendiliğinden hem de tüp bebek ile   gebelik şansının azaldığı ve oluşan gebeliğin düşükle kaybedilme riskinin arttığı bilinmelidir.
 
 Pre-implantasyon Genetik Tarama (PGS) yöntemi ile, kadın yaşı 38 yaş ve sonrası olan olgularda embriyolar rahime nakledilmeden önce alınan hücre örnekleri üzerinde  genetik tarama yapılarak normal kromozomal yapılı olan embriyo tespit edilebilmektedir. Bu sayede, yaşın ilerlemiş olmasının getirdiği olumsuzluklar ortadan kalkmakta ve normal olarak rapor edilen embriyonun nakledilmesi ile canlı doğum oranları %50’ler civarına ulaşmaktadır.
 
Mikroenjeksiyon (ICSI) ve invitro fertilizasyon (IVF)  nedir?
 
Her ikisi de tüp bebek tedavisi sırasında uygulanan döllenme yöntemlerinden biridir.
 
Mikronenjeksiyon, tek bir spermin yumurta içine enjekte edilmesi sonrasında döllenmenin sağlandığı bir yöntemdir.  Biz kliniğimizde, tüm olgularda ve tüm gebe kalamama nedenlerinde, döllenme oranlarının daha yüksek olması nedeniyle mikroenjeksiyon yöntemini kullanmaktayız.
 
İnvitro fertilizasyon yönteminde ise, belirli sayıdaki sperm yumurtanın çevresine bırakılır ve spermlerden bir tanesi yumurtanın içine kendiliğinden girer.
 
Tüp Bebek Yöntemi kimlere uygulanır? 
 
Kendiliğinden gebe kalmaya engel yaratacak kadın ya da erkeğe ait problem varlığında ya da tüp bebek öncesi tedavi yöntemlerinin başarısız olduğu durumlarda tüp bebek yöntemi uygulanır.
 
Ayrıca, kadın yaşı 38 yaş ve ötesinde ise, çiftlerden birine ait kromozomal bir sorun var ise  ya da ailede bilinen bir genetik hastalık varlığında da sağlıklı embriyonun saptanması amacıyla tüp bebek tedavisine  ilaveten genetik tanı amaçlı embriyo biyopsisi ve pre-implantasyon genetik tarama/tanı (PGS-PGD) işlemleri de yapılabilmektedir.
 
Tüp bebek tedavisi hangi aşamalardan oluşmaktadır?
 
Tüp bebek yöntemi, her hastaya özel olarak seçilen ilaç şeması dahilinde yapılan yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, yumurtaların sperm ile döllenmesi (mikroenjeksiyon) ve oluşan embriyo(ların) nakli (embriyo transferi) aşamalarından oluşur.
 
Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
 
Hastalarımıza yaptığımız ilk değerlendirme sonrasında, her hastanın bireysel özelliklerine, yaşına ve yumurtalık rezervine göre, kişiye özel tedavi protokolünü belirlemekteyiz. Bu nedenle adet öncesi dönemde bazı hastaların, kendilerine uygun görülen ilaç tedavi protokolü kapsamında ilaç kullanmaları gerekebilmektedir.
 
 Tüp bebek tedavisi adetten  itibaren  yaklaşık olarak 2-2.5 hafta sürmektedir. Yumurta toplama gününden 2 hafta sonra yapılan kanda gebelik testi ile de gebelik durumu anlaşılabilmektedir.
 
Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon ilaçları kanser riskini artırır mı? Bu ilaçların yan etkileri var mı?
 
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlara bağlı olarak kanser riskinde (rahim, meme, yumurtalık) artış söz konusu değildir. Yumurtalıkların aşırı uyarılması (hiperstimülasyon-OHSS) en önemli risktir. Son yıllarda bu konuda aldığımız önlemler nedeniyle, hastaneye yatmayı gerektirir, şiddetli OHSS vakalarını artık görmemekteyiz.
 
Sperm tetkikinde sperm sayısının çok az olması veya sperm bulunmaması durumunda ne yapılmaktadır?
 
Sperm sayısı az ise, çok kısıtlı hasta grupları dışında, ilaçla tedavi mümkün olmadığı için direkt olarak tüp bebek tedavisi önerilir. Menide hiç sperm olmaması durumlarında ise tüp bebek tedavisine ilaveten testis içinden cerrahi olarak sperm aranması işlemi (TESE/PESA/TESA) gerekir. Bu grup hastalarda % 5-10 sıklıkla yapısal/sayısal kromozomal problemler de görülebildiği için, tüp bebek tedavisine başlamadan erkeğe kromozom analizi yapılmasını planlamaktayız.
 
Yumurta nasıl toplanır? Ağrılı bir işlem midir?
 
Vajinal ultrason eşliğinde ilerletilen bir iğne yardımı  ile yumurtalar toplanır. Ağrılı bir işlem değildir.   Kliniğimizde tüm tüp bebek uygulamalarında, yumurta toplama işlemi sırasında hafif genel anestezi uygulamaktayız.
 
Yumurta toplama işlemi sonrasında kişi kendini nasıl hisseder?
 
Hastalarımız genellikle işlem sonrası bir süre (genellikle 1 saat) dinlendikten sonra merkezimizden ayrılabilirler ve hatta dilerlerse aynı gün Ankara dışına yolculuk dahi yapabilirler.
 
Bu tedaviler sonucu yumurtalık rezervi tükeniyor mu?
 
Yumurtalıkların tüp bebek amaçlı uyarılması, tüp bebek uygulama sayısı veya kullanılan dozlardan bağımsız, yumurtalık rezervini azaltmaz.
 
Her yumurta döllenir mi?
 
Sadece olgun yumurtalara mikroenjeksiyon yapılır.  Bununla birlikte her olgun yumurta döllenmeyebilir.  Meni spermi ile ortalama %75-80, testisten cerrahi yolla elde edilen sperm ile de %50-55 oranında döllenme sağlanmaktadır.  Döllenen yumurtaların %97-99’u bölünerek embriyo gelişimi gösterir. Tüm embriyoların kalitesi aynı düzeyde olmayıp, belli kriterlere göre kalitelerinin nasıl olduğu belirlenir.
 
Embriyo transferinin 3. gün  ya da  5. gün yapılmasının farkı nedir?
 
Embriyo transferi yumurta toplama günüden 3 ya da 5 gün sonra yapılmaktadır. 3. gün 7-8 hücreli (ideal olarak) olan embriyo  5. gün yani blastokist aşamasında 250’den fazla hücreli, bebeği oluşturacak olan iç hücre kütlesi (inner cell mass) ve bebeğin eşini oluşturacak olan dış hücre kütlesi (trofoektoderm) ayrımlaşmış hale gelmektedir. Bu nedenle 5. gün  transfer planlanan olgularda, rahime tutunma potansiyeli daha yüksek olan embriyo daha doğrulukla seçilebilmektedir.  Ayrıca 5. Gün transfer ile embriyo (blastokist) ve rahimin iç tabakasının senkronizasyonu daha iyi olmaktadır.  Bu nedenle, 5. Gün transferlerde gebelik oranı, 3. Gün transferlere göre daha yüksek olmaktadır.
 
Kliniğimizde, transfer yapacağımız embriyo sayısından (1-2), 1 tane daha fazla kaliteli embriyosu olan hastalarda 3. gün yerine 5. gün transfer yapmayı planlamaktayız. Örneğin, hastaya 1 embriyo transfer edilecek, ve hastanın 2 güzel embriyosu var ise, 5. Gün transferi tercih etmekteyiz.  Bununla birlikte, 3. Gün güzel embriyo kalitesi olan hastalarda da gayet güzel gebelik oranlarını yakalayabilmekteyiz.  Merkezimizde tüm başlanan taze uygulamalar başına 5. gün transferi oranımız %70’ler civarındadır.
 
Transfer sonrası arta kalan embriyo olur mu? Olursa bunlara ne yapılır?
 
Transfer sonrası arta kalan kaliteli embriyolar var ise dondurularak saklanabilir. Kliniğimizde, çok başarılı bir embriyo dondurma programımız var olup, en güncel ve başarılı yöntem olan vitrifikasyon tekniğini kullanmaktayız. Sadece dondurmaya uygun kalitede olan 5. Gün veya 6. gün embriyolarını (blastokist) dondurarak saklamaktayız. Dolayısı ile taze embriyo transferi 3. gün yapılan nadir hastalarda dahi arta kalan embriyoları 2-3 gün daha takip edip 5./6. gün blastokist aşamasında iken, kalite olarak uygun ise, dondurarak saklamaktayız.  
 
Merkezimizde dondurulmuş 5./6. gün embriyolarının çözülmesi sonrası sağ kalım oranları %97-98 civarında olup,  transferleri sonrasında en az taze uygulamaya yakın, %50-55 oranlarında gebelik elde edebilmekteyiz.
 
Nakledilecek embriyo sayısı neye göre belirleniyor? 1 mi 2 mi?
 
Ülkemizdeki Tüp Bebek  Yönetmeliği uyarınca transfer edilen embriyo sayısına yasal düzenleme getirilmiştir. Bu nedenle kadın yaşı 35 yaş altı olan olgularda, ilk 2 uygulama için tek, 2’den fazla başarısızlık var ya da kadın yaşı 35 üstü ise sadece 2 embriyo transferine izin verilmektedir.
 
Bu yasal düzenlemenin çok doğru olduğuna kalben inanmaktayız.  Çünkü çoğul gebelik hem anne hem de bebek açısından her türlü riski beraberinde getirir.  Özellikle erken doğum sonrası prematür bebeklerde hafiften-ölümcüle değişkenlik gösteren ve sekel bırakacak komplikasyonlar artmaktadır. 
 
Başarılı tüp bebek merkezleri az sayıda embriyo transfer ederek canlı doğum oranlarından feragat etmezler.  Biz de bu konuda çok duyarlı olduğumuz için, yasal düzenleme müsade etse dahi, 35-38 yaş aralığında, hastamız ile detaylı görüşerek 1 (hasta isteğinde 2) embriyo transferini planlamaktayız.
 
38 yaş üzerinde bir nedenle preimplantasyon genetik tanı (PGS) yapılmasını arzu etmeyen hastalarımızda 2 embriyo transferi yaparken, PGS uyguladığımız hastalarda, kadın yaşından ve normal olan embriyo sayısından bağımsız olarak, daima tek embriyo transferi planlamaktayız. 
 
Neden  transfer edilecek embriyo sayısına yasal kısıtlama getirilmektedir?
 
Tüp bebek uygulamaları sonucunda amaçlanan, hastalarımızın tek, canlı  bebek ile eve gitmelerinin sağlanmasıdır. Bu nedenle tüp bebek uygulamaları sonrasında, başta düşük ve  erken doğum olmak üzere pek çok riskleri olan ikiz gebelik elde edilmesini başarısızlık olarak görmekteyiz. Transfer edilecek embriyo sayısına yasal olarak kısıtlama getirilmesinin en önemli nedeni de çoğul gebelik ve buna bağlı bebekler ve anne ile ilgili doğabilecek riskleri en aza indirgemektir.
 
Merkezimizde mevcut embriyo transfer politikamız nedeniyle tüp bebek uygulamalarımız sonrasında çoğul gebelik oluşma oranımız %10-12’ler civarındadır.
 
Embriyolar rahim içine nasıl yerleştirilir?
 
Embriyo transferi basit bir işlemdir. Embriyo(lar) ince bir plastik katetere embriyolog tarafınca yerleştirildikten sonra, karından eş zamanlı yapılan ultrasonografi eşliğinde, rahim içine yerleştirilir.
 
Embriyo transferi sonrasında nelere dikkat edilmelidir?
 
Embriyo transferi sonrasında özellikle ilk 2-3 gün yolculuk yapılmamasını ve olabildiğince fiziksel aktivitenin yavaşlatılıp, dinlenilmesini önermekteyiz. 3 günden sonra yavaş yavaş günlük hayata dönülebilir. Ancak mümkünse çalışılmamasını öneririz. Embriyo transferi sonrasında dileyen hastalarımıza 10 güne kadar istirahat raporu verebilmekteyiz.
 
İlaveten transfer sonrasında gebelik test gününe kadar  cinsel ilişkide bulunulmamasını tavsiye etmekteyiz.
 
Tüp bebek tedavisi süresince hastanede yatmak gerekli midir?
 
İşlemin hiç bir aşamasında yatış gerekmez.
 
Tüp bebek işleminde başarılı olma şansı nedir?
 
Tüp bebek tedavisi sonrasında başarı oranı 1) bayan yaşı (yumurta sayısı ve kalitesi); 2) yumurtalık rezervi (yumurta sayısı); 3) var ise daha önceki uygulama sayısına göre değişkenlik gösterebilir.  Kliniğimizde, 35 yaşın altında, tek, 5. gün blastokist aşamasındaki bir embriyonun, taze uyarım sonrası transferi ile, %67 oranında gebelik elde etmekteyiz. 
 
Kliniğimizde bayan yaşı 38 ve üzeri olan olgularda yoğun bir şekilde uyguladığımız, preimplantasyon genetik tarama (PGS) yöntemi ile, sağlıklı embriyonun bulunması halinde, canlı doğum oranları %50’ler civarında olmaktadır.
 
Tüp bebek tedavisi sonrasında dış gebelik olur mu?
 
İlk gebelik testi yapılması ardından pozitif olan olgularda 2 gün aralıklarla 2 kez daha gebelik testi değerinin seviyesini takip etmekteyiz. Normalde beklediğimiz test değerinin 2 gün ara ile 2 katı ya da daha fazla yükselmesidir. Tüp bebek gebeliklerinde de  dış gebelik gelişme olasılığı bulunmaktadır. Bu risk %1–3 civarındadır. Aynı anda hem rahim içinde hem de dışında olma olasılığı ise %0.5 tir. Buna heterotopik gebelik denilmektedir.
 
Bu nedenle, başta gebelik testi yükseliş dinamiği iyi olmayan hastalar olmak üzere, tüm hastalarımızda uygun zaman gelince ilk gebelik değerlendirmelerinin yapılmasını ve gebeliğin rahim içi yerleşimli sağlıklı gebelik olduğunun tespit edilmesini önermekteyiz.
 
Dondurulmuş embriyo transferi ya da  taze uygulama tüp bebek yöntemi sonrasında doğmuş bebekler arasında bebek sağlığı açısından bir fark var mıdır?
 
Fark yoktur.  Her ne kadar donma çözme bebeklerinde, taze uygulama bebeklerine göre, gebelik sonuçların biraz daha iyi olduğuna dair çalışmalar vardır. 
 
Tüp bebek gebeliklerinde düşük riski daha mı yüksektir?
 
Tüp bebek yöntemi ile elde edilen gebeliklerde düşük riski kendiliğinden olan gebelikler kadardır.
 
Tüp bebek tedavisi kaç kez denenebilir?
 
Sınır olmasa da 6-8 uygulama genel olarak tavsiye edilebilir.
 
Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir?
 
Kadın yaşının ilerlemiş olması (38 yaş ve sonrası), rahim içinde embriyoların tutunmasını engelleyecek yapışıklık, myom veya polip gibi problemlerin olması, tüplerin tıkalı ve içlerinin sıvı dolu olması (hidrosalpenks) tüp bebekte başarıyı olumsuz olarak etkilemektedir.
 
Her hastaya histeroskopi yapılmalı mıdır?
 
Eğer hastada karından girişimle  rahime yönelik bir müdahale öyküsü (myom ameliyatı vs) yok ise, kürtaj öyküsü yok ise ve adetin 10-12. günlerinde yapılan transvajinal ultrasonografi tamamıyla normal ise, bu olgularda çoğu zaman histeroskopi sonuçları normal olmakta ve ilave gebelik katkısı sağlamamaktadır.
 
Eğer rahim için anormallik açısından bir risk faktörü var ise (myom ameliyatı, kürtaj öyküsü, vajinal ultrasonografide polip-myom varlığı veya iç tabaka düzensizliği), tartışmasız olarak, tüp bebek öncesi histeroskopi yapılmalıdır.
 
Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olması durumunda yönetim nasıl olmalıdır?
 
İyi kaliteli embriyo transferine rağmen, 2 ya da daha fazla uygulamada gebelik elde edilemedi ise;
 
-Bay, bayan kromozom analizi planlanmasını,
 
 -Rahim içi ile ilgili bir problem olmadığının tespiti için ultrasonografi ve şüpheli bulgusu olan hastalarda histeroskopi yapılmasını,
 
-Tüplerde gebelik şansını olumsuz etkileyebilecek, ucu tıkalı ve içi sıvı ile dolu  tüp yani   hidrosalpenx durumunun olmadığının ultrasonografi ya da şüpheli vakalarda histerosalpingografi  ile tespitini,
 
- Şeker hastalığı (Diabetes mellitus) varlığı açısından glukoz seviyesi ölçümünü ve tiroit fonksiyon testleri açısından tarama yapılmasını  önermekteyiz.
 
İlaveten, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan olgularda, preimplantasyon genetik tarama (PGS) yapılması da düşünülebilir. 
 
Preimplantasyon genetik tarama (PGS) uygulaması kimlere önerilmektedir?
 
PGS yöntemi;
 
-Kromozomal olarak sağlıksız embriyo oluşturma riski her yaş grubundaki kadınlar için söz konusudur. Ancak risk, kadın yaşı arttıkça artmaktadır. Örneğin genç yaş olarak kabul ettiğimiz 26-29 yaş grubunda  bu risk %20-25’ler civarında iken, 42-45 yaş aralığında %80-90’lara kadar çıkmaktadır. Bu nedenle, özellikle kadın yaşı 38 yaş ve üstünde olan olgular başta olmak üzere, isteğe bağlı olarak her yaş grubunda uygulanabilir.
 
- Eşlerden birinde kromozomal olarak kopma, yer değiştirme gibi yapısal ya da sayısal kromozomal bir problem varlığı durumunda da embriyodan alınan örneklerde hem bu problem taranabilmekte hem de diğer tüm kromozomlar açısından da tarama yapılabilmektedir.
 
-Saptanmış bir genetik hastalık varlığı nedeniyle preimplantasyon genetik tanı (PGD) yöntemi uyguladığımız hastalarımızda,  PGD uygulamasına (genetik hastalık taraması) ilaveten PGS uygulaması (doğru sayıda-46 kromozom taraması) yapılmasını da önermekteyiz. Bu sayede hem genetik hastalığı barındırmayan hem de tüm kromozomlar açısından sağlıklı olan embriyo tespit edilebilmekte ve sağlıklı çocuk sahibi olma ihtimali arttırılmaktadır.
 
-İlaveten, daha önce tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarda ve tekrarlayan gebelik kaybı olan çiftlerde de PGS yöntemi uygulanabilmektedir.
 
Gebelik oluşmadan önce, ailede var olan genetik hastalık öyküsü  durumunda alınabilecek önlemler var mıdır?
 
Eğer aile içinde rastlanan, tanısı konulmuş, metabolik hastalık ya da diğer tek gen üzerinden geçiş yapan bir  genetik hastalık varsa ve bu hastalığın, embriyodan alınacak hücre örneği ile tanısı konulabilecek (Preimplantasyon genetik tanı- PGD) ise embriyolar üzerinde inceleme yapılabilir. Bunun için, tüp bebek tedavisi yoluyla elde edilen embriyoları blastokist aşamasına kadar laboratuvar ortamında takip etmekte ve uygun kalitede olanlarına, embriyonun dış hücre kütlesinden (trofoektoderm) olacak şekilde  biyopsi yaparak dondurarak saklamaktayız. Alınan hücre örneklerinde genetik tanı amaçlı, mevcut hastalık açısından inceleme yapılmasının yanı sıra tüm olgularda, kadın yaşından bağımsız olarak tüm kromozomların taranması yöntemini  yani preimplantasyon genetik taramayı (PGS) da tavsiye etmekteyiz. Tüm bu incelemeler sonrasında sağlıklı rapor edilen embriyoyu, gerekli hazırlığı yaptıktan sonra transfer etmekteyiz.
 
Tüp bebek işlemi sırasında oluşabilecek riskler nelerdir?
 
En önemli riskler çoğul gebelik ve aşırı uyarım sendromudur (OHSS). Ancak günümüzde hem nakledilen embriyo sayısının daha  kısıtlı olması hem de yumurtalık uyarımı sırasında alınan bazı önlemlerle her iki komplikasyonun da olma ihtimali oldukça azalmıştır.
 
Tüp bebek merkezinin seçimi sırasında nelere dikkat edilmelidir? 
 
Tüp Bebek merkezi seçimi, 6 Mart 2010 tarihinde yürürlüğe giren  Tüp Bebek Yönetmeliği ile daha da önem kazanmıştır.   Transfer edilen embriyo sayısına yasal kısıtlama getirilmesi merkez seçimini daha da önemli hale getirmiştir.
 
Tüp Bebek merkezi seçimi yaparken merkezin ne kadar zamandır faaliyette olduğu, ne kadar yoğun olduğu, merkezde çalışan ekibin (klinisyen ve embriyolog) tecrübesi, gebelik oranları, özellikle başlanan uygulama başına eve canlı bebekle gitme oranları, başarılı bir  embriyo dondurma programlarının olup olmadığı ve merkeze başvuran ümitsiz hastalara dürüstçe bilgilendirme yapılıp yapılmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.
 
Elbette, yukarıda bahsedilen hususlara doğru bilgi ile ulaşmak, günümüzdeki yazılı ve görsel basındaki bilgi kirliliğini de dikkate alır isek zor olabilir. Yine de çiftlerin, araştırmacı olarak, o merkeze giden ve tedavi olan hastalara ulaşarak deneyimlerini paylaşmalarını tavsiye ediyoruz.
 
Anatolia Tüp Bebek Merkezi’nde hangi prensiplerle tüp bebek uygulaması yapılmaktadır?
 
Merkezimizde hizmetlerimizi; en güncel bilimsel bilgi, tanı ve tedavi yöntemlerini kullanarak, en yüksek teknoloji ve kalite standartlarında, vicdan, ahlak ve şeffaflıktan ödün vermeden; mutlu, kalbini işine koyan uzman ve tecrübeli bir ekiple, hasta odaklı olarak sunmaktayız.
 
Kurumumuzun, ISO-9001/2015 Uluslararası hizmet kalite standardını tespit eden sertifikasyon belgesi de bulunmaktadır.
 
ISO Kalite Belgesi