Cinnah Cad. No:54 Çankaya Ankara Türkiye
+90 312 442 5656   +90 530 151 5330

PREİMPLANTASYON GENETİK TARAMA (PGS)

Bay ve bayanda kromozomal sorun olmadığı halde, oluşan embriyoda anöploidi dediğimiz, kromozom sayısında eksiklik ya da fazlalık ile giden problemler olabilmektedir. Anöploidi oranları yaş ilerledikçe yükselmekte ve 42-45 yaş aralığında %80-90’lara kadar çıkmaktadır. Bu durumda hem gebe kalma ihtimali düşmekte, hem de oluşan gebelikte düşük riski artmakta ya da bebekte sağlık sorunları gelişebilmektedir.
 
 
PGS yönteminde amaç, bay ve bayanda kromozomal anormallik olmadığı halde, oluşan embriyolardan hücre alınarak kromozom yapılarının incelenmesi ve normal olan embriyonun rahime nakledilmesidir. PGS’i özellikle bayan yaşı 38 ve üstü olan çiftlerde tercih etmekteyiz.  Bunun yanı sıra, tekrarlayan gebelik kaybı veya tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan çiftlerde de uygulamaktayız.
 
Eskiden yapılan 3. embriyo biopsisi yaparak 9-10 kromozomun taranmasının yerine  bu konudaki güncel yaklaşım, 5./6./7. gün embriyosunun trofektoderm denilen bölümünden (çocuğun eşi-plasentayı yapan kısım) örnek alınması ve array-CGH yöntemi ile tüm kromozomların incelenmesidir. Bu yöntemle hem embriyoya zarar verilmemekte hem de 1 yerine 5-10 hücre alınabilme imkanı verdiği için tanı konulamama ve laboratuarda teknik yetersizlik olma ihtimali de ortadan kaldırılmaktadır. a-CGH yönteminin bir diğer avantajı da 22 çift cinsiyet dışı kromozom ve 2 cinsiyet kromozomu da dahil olmak üzere tüm kromozomlara bakılabiliyor olmasıdır.

 
İtalya’dan Filippo Ubaldi, Laura Rienzi ve arkadaşlarının kendi kliniklerinde 530 hastaya (toplam 654 siklus)  yaptıkları PGS sonuçları değerlendirildiğinde;
 
Anöploidi riski 35 yaş altında %37 iken, 36-38 yaşında %52, 39-41 yaşında %70 ve  42-45 yaş aralığında %80’e dek çıkmaktadır.
 
 
PGS yapıldıktan sonra normal kromozom yapılı tek embriyonun nakledilmesi ile canlı doğum  oranları 42-45 yaş aralığında dahi %50’lere yükselmektedir.
 
 
Yine bu yaş grubunda elde edilen gebeliğin düşükle sonuçlanma riski %50’lerin üstüne çıkmakta iken, PGS yapılan hastalarda gebelik kaybı riski %5’lere kadar düşmektedir
 
 
Yani PGS uygulanması ile hem gebelik ve canlı doğum oranları artmakta hem de gebelik kaybı riski çok belirgin olarak azalmaktadır. Bu sonuçlar Yang Z ,  Scott RT ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmalarla da desteklenmektedir.
 
Biz de kendi pratiğimizde, 38 yaş üstü hastalarımızda IVF tedavisine ilaveten PGS yapılmasını ve normal kromozomal yapıda olan  embriyoların transfer edilmesini tavsiye etmekteyiz. Bu yöntemle embriyodan biopsi 5. gün yani blastokist aşamasında iken alınmakta ve aynı gün tüm embriyolar dondurularak saklanmaktadır. Ardından PGS sonuçlarına göre normal kromozomal yapıda olan embriyolar çözülerek nakledilmektedir. Hatta bu yöntemin bir diğer avantajı da, 40 yaş üstü hastalarda dahi tek embriyo nakledilerek hem %45-50 oranında gebelik elde edilmesi hem de çoğul gebelik ihtimalinin ortadan kalkmasıdır.
 
Ancak bu yöntem ile elbette normal kromozomal yapıda embriyo elde edememe ve transfere ulaşamama riski olabilmekte ancak, birkez normal embriyo elde edilirse bu sayede hem hastanın transfer sonrası gebelik şansı maximize edilmekte hem de hastanın psikolojik olarak etkilenme ihtimali en aza indirilmektedir.
 
 
PGS yöntemi tekrarlayan IVF başarısızlığı olan hastalarda ve tekrarlayan düşük öyküsü olanlarda da kullanılabilir. Ancak etkinliği şu an net olarak kanıtlanamadığı için daha ileri çalışmalara gerek vardır. Bu gereklilikle kullanımları halen sınırlıdır.
 
 
TÜP BEBEK UYGULAMASINDA PGS NEDİR?

PGS kimlere uygulanır?

Preimplantasyon genetik tarama nasıl yapılır?

PGS hangi rahatsızlıklar için uygulanır?
Preimplantasyon Genetik Taramanın tüp bebekte başarı oranı nedir?
Preimplantasyon Genetik Tarama (PGS)
TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE GENETİK TANI