Cinnah Cad. No:54 Çankaya Ankara Türkiye
+90 312 442 5656   +90 530 151 5330
Miyom nedir ve sıklığı ne kadardır? 

Miyomlar rahim düz kaslarından gelişen iyi huylu urlardır. Fibroid ya da leiomiyoma adı da verilen miyomlar, düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu (kanser olmayan) kitlelerdir. 

Görülme sıklığı 

Kadınlarda en sık rastlanan iyi huylu tümörlerdir. 20-35 yaş arasındaki kadınların %20'sinde görülür. Yaş ilerledikçe, miyom görülme sıklığı artar. 35 yaş üzerindeki kadınların yaklaşık %40'ında miyom vardır. 

Neden olur? 

Hormonal ve genetik faktörler miyom oluşumundan sorumlu tutulmaktadır. Miyomların yaklaşık % 40-50'sinde tümör spesifik kromozomal anormallikler tespit edilmiştir. Miyomlu hastalarda 12 ve 14. kromozomlar arasında translokasyonlara ve 7. kromozomda ve 12. kromozomda delesyonlara rastlanmaktadır. Bu genetik değişiklikler dokunun östrojen ve progesteron gibi hormonlara cevabını etkiler. Muhtemelen geri kalan %60 ın da da şu an için tespit edilemeyen genetik problemler söz konusu olabilir. Kanıtlar östrojen, progesteron ve miyomun büyümesi arasındaki ilişkiyi desteklemektedir. 

Yerleşimleri nasıl olur? 

Üç tip yerleşimleri olabilir; 

1. Submüköz (Rahimin iç tabakasına doğru büyüyen); küçük dahi olsalar anormal vajinal kanama yapma eğiliminde olurlar 

2. İntramural (rahimin kas kitlesi içinde yerleşik olanlar 

3. Subseröz (karın boşluğuna doğru büyüyenler); büyük dahi olsalar az şikâyet verme eğiliminde olurlar 

Risk Faktörleri 

Miyom gelişiminde erken menarş (erken adet başlangıcı), çocuk sahibi olmamış olmak, ilk doğumunu geç yaşta yapmış olmak ve kısırlık risk faktörlerini oluşturmaktadır. Vücut kitle indeksinde artmayla miyomlar arasında ilişki olduğu bulunmuştur. Miyomlar üreme çağında görülür ve menopozda geriler. Birinci derece akrabalarında miyom olanlarda miyom gelişme riski 2.5 kat artmış bulunmaktadır. Doğum kontrol ilaçları kullanımı ile miyomların ilişkisi tam netleştirilememiştir. 25-29 yaşları arasında doğum yapanlarda miyomların daha az görüldüğü bulunmuştur. 

Miyomlarda Semptomlar 

Miyomlar çok çeşitli şikayetlere neden olmasına karşılık, çoğunlukla bir şikayet vermezler ve rutin jinekolokik muayenede fark edilirler. Miyomlu olguların ancak %50'sinden az bir kısmı bir şikayet ile hekime baş vurur. Şikayetler tek olabileceği gibi, birden fazla da olabilir. Şikayetler miyomun yerine, büyüklüğüne ve miyomların sayısına bağlıdır. Miyomlar aşağıdaki semptomlara neden olabilir. 

Anormal kanama 

Ağrı (adet ağrısı, adetten bağımsız ağrı ve cinsel ilişki esnasında ağrı) 

Kasık bölgesinde basınç hissi 

Kısırlık 

Tekrarlayan gebelik kayıpları 

Erken doğum 

Karında şişlik ve kitle hissi 

Miyomlarda kanserleşme olabilir mi? 

Miyomlarda kanserleşmeye çok ender rastlanır. Büyük hasta serilerinde ancak miyomların 2-5 / 1,000 kanser geliştiği rapor edilmiştir; bu nedenle miyomlar pratik olarak daima iyi huylu tümörler olarak kabul edilirler. Bir diğer husus da, miyomun sayı ve büyüklüğünden bağımsız olarak, kanser endişesi ile miyomların ameliyat edilmesi önerilmemektedir. Üstelik çoğu araştırmacı rahmin düz kaslarından gelişen kanserin, var olan miyomlardan köken almadığını, kendi başına ve diğerlerinden bağımsız olarak geliştiğini ileri sürmektedirler. 

Miyom tanısı nasıl konur? 

Genellikle miyom tanısı rutin sağlık kontrolü ya da jinekolojik şikayetleri olan olgulara yapılan jinekolojik muayene ile konulur. Muayenede uterus tipik olarak büyük ve düzensizdir. Miyomları yumurtalık tümörleri gibi diğer pelvik kitlelerden ayırt etmek için vajinal veya abdominal ultrasonografik muayene yapılır. Büyük miyomları bazen yumurtalığa ait kitlelerden klinik olarak ayırt etmek zor olabilir. BT (Bilgisayarlı Tomografi) ve MRI (Magnetik Rezonans Görüntüleme) gibi diğer görüntüleme teknikleri bu tür durumlarda kitlelerin ayrımında nadiren kullanılabilir. Ofis histeroskopisi submüköz ve intrakaviter miyomların saptanmasında kullanılan metottur. Bu yöntem ile endometriyal polipler ile submüköz miyomlar birbirinden ayırt edilebilirler. Nadie olarak idrar yollarına (üreter) bası olup olmadığını tespit etmek için İntravenöz Pyelografi (IVP) veya Renal Ultrasonografi gerekli olabilir. 

Miyomlarda tedavi nasıldır? 

Tedaviye karar vermeden önce şu sorular sorulmalıdır: 

Belirtiler neler ve ne kadar rahatsız edici? 

Gelecekte üreme isteği var mı? 

Menopoz ne zaman bekleniyor? 

Kişinin bireysel tercihleri nelerdir? 

Miyomu kadın doğum muayenesi sırasında tespit edilen herhangi bir şikayeti olmayan ve doktorları tarafından herhangi bir tedavi önerilmeyen hastaların endişelenmesine gerek yoktur. Bu hastaların aslında tüm kadınların da uygulaması gerektiği gibi 6-12 ay aralıklarla düzenli bir şekilde kadın doğum muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir. Anormal kanaması olan hastalarda özellikle bayan yaşı 40’ın üzerinde olan olgularda, ilaveten rahim iç tabakasının doku örneklemesi (aspirasyon küretaj) almak gerekebilir. 

Myomlarda tedavi 

Miyomlarda Cerrahi Olmayan Tedavi Seçenekleri 

Gonadotropin releasing Hormon (GnRH) Analogları (Lucrin depo; Zoladex depo GnRH analogları, sadece, cerrahi öncesinde hazırlık olarak seçilmiş olgularda kullanılmaktadır. Hastanın Hb değeri düşüklüğü (anemi) varsa ameliyat sırası veya sonrasında kan naklini önlemek için kullanılabilirler. Bir diğer kullanım nedeni de 2 cm çapdan büyük submüköz myomlarda histeroskopik myom ameliyatı öncesi kullanılabilirler. 

Levonorgestrel Salgılayan İntrauterin Araç (Mirena; LNG-IUD) (Hormonlu Spiral) 

Levonorgestrel salgılayan intrauterin araç (Mirena; LNG-IUD) 12 haftalık gebelik cesametinden küçük miyomlarda adet dönemindeki kan kaybını etkili bir şekilde azaltır. Cerrahi tedaviye alternatif olarak kullanılabilir. Mirena kullanan kişilerde kan değerleri önemli ölçüde artış göstermiştir. Hastalar lekelenme tarzı kanamalar olabileceği ve adet kanamasının azalacağı ve hatta amenore (adet görmeme) gelişebileceği konularında uyarılmalıdır. 12 ay sonunda vakaların %40’ında adetler kesilecektir. Düzensiz lekelenme tarzında kanamaların 3 ay süresince giderek azalacağı hakkında hasta bilgilendirilmelidir. Baş ağrısı, memelerde hassasiyet, şişkinlik ve cilt reaksiyonları görülebilir fakat çoğu zaman içinde kaybolur. LNG-IUD'ın (Hormonlu Spiralin) kullanım süresi 5 yıldır. LNG-IUD (Hormonlu Spiral) hastanın yaşam kalitesini düzeltir ve uzun süre kullanıma olanak tanır. LNG-IUD (Hormonlu Spiral) cerrahiye alternatif bir tedavi yöntemi olabilir. Önemli avantajlarından biri LNG-IUD (Hormonlu Spiral) çıkartıldıktan sonra hemen gebelik planlanabilir. Aşırı kanama görülürse, araç çıkartılmalıdır. 

Hormon Tedavisi 

Düşük dozajlı doğum kontrol hapları miyom boyutunda büyümeye neden olmadan, adet dönemindeki kan kaybını önemli ölçüde azaltır ve hemoglobin değerlerini yükseltir. Norethisteron ve Duphaston gibi progestinler kan kaybını azaltmada etkindirler. Mifepriston (RU486) antiprogestin bir ilaçtır. Altı ay süreyle kullanılmasının %48 oranında miyom hacmini azalttığı gösterilmiştir. Antiprogestin etkisi ile bu sonuç oluşur. Gestrinon, antiprogesteron ve antiöstrojen özellikleri olan ethinil-nortestosteron türevidir. Gestrinonun 6 ay süreyle kullanımının miyomları küçülttüğü görülmüştür. Bununla birlikte yukarıda adı geçen ilaç seçeneklerinin etkinliğinin gösterilmesi açısından daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır ve ilk seçenek olarak tercih edilmemektedirler. 

Miyomalarda Cerrahi Tedavi 

Histerektomi (Rahimin ameliyatla çıkarılması) çocuk isteği olmayan, menopoza yaklaşmamış ve konservatif tedaviyle yanıt alınamamış ve belirti veren kadınlar için kesin tedavi şeklidir. Histerektomi karından, laparaskopik veya vaginal yolla yapılabilmektedir. Histerektomi vaginal olarak yapılabilecekse bu yol tercih edilmelidir. Kişinin bireysel tercihlerinin de değerlendirilmeye alınması gerekir. Üreme kapasitesini koruma isteği hiç olmasa dahi, birçok kadın rahimlerini korumak istemektedirler. Kadınlara tercihlerine saygılı olunarak tüm tedavi seçenekleri hastaya ayrıntılı olarak sunulmalıdır. Hastanın üreme kapasitesini koruma isteği varsa, miyomektomi (sadece myomun alınması) ilk tercihtir. Miyomektomi karından (laparaskopi veya açık ameliyat ile) veya histereskopi ile yapılabilmektedir. 

Cerrahiye Alternatif Olabilecek Diğer Tedaviler 

Üreme isteği olmayan ve uterusunun korunmasını isteyen bir çok kadın için uterusu koruyan ve semptomları geriletebilen uterin arter embolizasyonu veya endometriyal ablasyon ve myolizis ve cryomyolisis gibi tedavi alternatifleri söz konusudur. Bununla bu tedavi seçenekleri günümüzde halen deneysel tedavi seçenekleri olarak görülmelidirler. 

Uterin Arter Embolizasyonu (UAE) 

Bacakta kasıktan geçen ana atar damara girilir. Kateter vasıtası ile rahime gelen atar damarlara tıkayıcı ajanlar (Jelatin spongelar ve polivinil alkol partikülleri) verilir. Toplam radyasyon maruziyeti 15 rad kadardır. İşlemden sonra myoma giden kan akımın durmasına veya azalmasına bağlı ağrı olabilir. Genelde 1 sonraki gün hasta taburcu edilir. 3 ay sonra hastaların kanama şikâyetlerinin %83, ağrılı adetlerin %76 azaldığı görülmüştür. Prosedür gebe kalabilme beklentisi olmayan kadınlarda kullanılmakla birlikte gebe kalabilirlik üzerine etkileri tam olarak tanımlanmamıştır. UAE sonrasında gebelikler de bildirilmiştir. 

Manyetik rezonans ile yönlendirilmiş odaklanmış ultrason 

Gebelik isteyen kadınlara önerilmez. MRI ile istenilen dokuya tam hedef alınması sağlanır. Fokal bir nokta üzerine ultrason enejisi hedeflenerek protein denatürasyonu ve miyom dokusunda hücre ölümü sağlanır. 

Gebelikte miyomlar büyürmü? 

Gebelikte Miyomların klasik olarak büyüdüğü bilinir. Ancak, bazı geniş çalışmalarda bazı miyomların büyüdüğü, buna karşın bir kısmının ise değişmeden kaldığı ve hatta küçüldüğü gözlenmiştir. Yani gebeliğin miyomlar üzerine değişken ve tahmin edilemeyen bir etkisi olmaktadır. Bugün için gebelikte miyomların büyük bölümünün (%69) büyümeden kaldığı düşünülmektedir. %5 hastada gebelik sırasında miyomlarda hızlı hücre ölümleri olabilir yani dejenere olabilirler. 

Gebelikte büyük olmayan miyomların belirgin zararı yoktur. Ancak, büyük Miyomlar çocuğun başının doğum kanalına girmesine engel olabilecek bir lokalizasyonda olabilir. Miyomlar düşük ve erken doğum riskini artırabilir. Miyomların Placenta previa, sezeryan operasyonu ihtimalini ve doğum sonrası kanama riskini arttırdığı bilinmektedir. 

Gebelikten önce miyomektomi olanların nelere dikkat etmesi gerekir? 

Gebelik öncesinde miyomektomi ameliyatı olanlarda doğum eylemi sırasında düşük bir ihtimal olsa da uterin rüptür (uterusun yırtılması) riskinin bilinmesinde fayda vardır. Laparoskopik miyomektomilerden sonra da doğum sırasında rüptür riski olabilir ancak işlemin laparoskopi ile yapılmasının bu riski artırıp artırmadığı henüz açık değildir. 

Sezeryan sırasında miyomların çıkarılması önerilir mi? 

Sezaryen sırasında miyom çıkarılmasını çoğu hekim tarafından tercih edilmez. Bunun nedeni gebe uterusunun aşırı derecede kanlanması ve bunun sonucunda çıkarılan miyom yerinden kanamanın durdurulamaması riskidir. Kanamanın durdurulamaması sonucu rahmin alınma (Histerektomi) riski olabilir. Eğer, miyom rahmin dış duvarında ve özellikle saplı ise sezaryen sırasında alınabilir. Daha derinde yerleşmiş olan miyomların ise ancak bu konuda deneyimli olan cerrahlar tarafından, eğer cerrah tarafından gerekli görülür ise, alınmaları önerilir.